like something - Turco Inglés Diccionario

like something

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "like something" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
know something like the back of one's hand v. adı gibi bilmek
feel like something v. canı istemek
(for somebody) like (something) v. hoşa gitmek
(for somebody) like (something) v. hoşuna gitmek
keep something like a secret v. sır gibi saklamak
make something look like v. gibi göstermek
make something look like v. -miş gibi göstermek
something like adj. aşağı yukarı
something like adv. gibi
something like prep. yaklaşık olarak
something like prep. kabilinden
something like prep. ihtimal ki
something like prep. kadar
Phrasals
come across like someone or something (to someone) v. gibi gelmek
come across like someone or something (to someone) v. gibi görünmek
come across like (someone or something) v. gibi görünmek
come across like (someone or something) v. gibi bir izlenim bırakmak
come across like someone or something (to someone) v. gibi bir izlenim bırakmak
come across like (someone or something) v. gibi gelmek
Colloquial
make out like (something is the case) v. (bir şey öyleymiş) gibi davranmak
make out like (something is the case) v. (bir şey öyleymiş) gibi yapmak
look like (something) v. (bir şey) gibi görünmek
look like (something) v. (bir şey) izlenimi uyandırmak
look like (something) v. (bir şey) olacak gibi olmak
seem like (something) v. (bir şey) izlenimi vermek
seem like (something) v. (bir şey) gibi görünmek
seem like (something) v. (bir şeye) benzemek
more like (something) expr. daha doğrusu (bir şey)
more like (something) expr. daha iyi açıklamak gerekirse
more like (something) expr. daha gerçekçi olmak gerekirse
more like (something) expr. daha doğru/gerçekçi bir açıklamayla
more like (something) expr. daha çok (bir şey) gibi
something like that expr. ona benzer bir şey
something like that expr. ona yakın bir şey
something like that expr. benzeri bir şey
something like that expr. onun gibi bir şey
something like that expr. öyle bir şey
does (one) look like (something)? expr. (birinin bir şey) gibi bir hali mi var?
does (one) look like (something)? expr. (birinin bir şeye) benzer bir hali mi var?
does (one) look like (something)? expr. (biri bir şey) gibi mi görünüyor?
don't even look like (something) expr. (bir şeye) hiç kalkışma
don't even look like (something) expr. (bir şey) yapayım deme
don't even look like (something) expr. (bir şeye) hiç yeltenme
don't even look like (something) expr. (bir şeyi) aklından bile geçirme
or something (like that) expr. ya da öyle bir şey
or something (like that) expr. veya benzer bir şey
or something (like that) expr. gibi bir şey
or something (like that) expr. ya da onun gibi bir şey
or something (like that) expr. falan
or something (like that) expr. falan gibi bir şey
say what you like (about someone or something) expr. (biri/bir şey) hakkında istediğini söyle
say what you like (about someone or something) expr. (biri/bir şey) hakkında ne dersen de/ne düşünürsen düşün
there's nothing like (something) expr. (bir şeyden) daha iyisi yok
there's nothing like (something) expr. (bir şey) gibisi yok
Idioms
avoid someone or something like the plague v. vebalı görmüş gibi kaçmak
avoid someone or something like the plague v. köşe bucak kaçmak
look like something the cat dragged in v. çok pis görünmek
look like something the cat brought v. çok pis görünmek
avoid something like the plague v. bir şeyden bulaşıcı bir hastalıkmış gibi uzak durmak
take to something like a duck to water v. (bir şeyi yapmayı) kolayca öğrenmek
go at something like a boy killing snakes v. dört elle sarılmak
go through something like a hot knife through butter v. kolayca kesmek
cut through something like a hot knife through butter v. kolayca kesmek
drop something like a hot potato v. (artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
look like something the cat dragged in v. üstü başı perişan görünmek
drop something like a hot brick v. (artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
look like something the cat brought in v. üstü başı perişan görünmek
drop something like a potato v. hemen rafa kaldırmak
drop something like a hot brick v. hemen rafa kaldırmak
look like something the cat brought/dragged in v. üstü başı pejmürde/dökülüyor/dağınık/yırtık pırtık vs. olmak
make something seem like a picnic v. (bir şey başka bir şeyin) yanında çocuk oyuncağı gibi kalmak
do something like it's going out of style v. bir aktiviteyi/işi aşırı abartarak yapmak
need (something) like a fish needs a bicycle v. (bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak
need (something) like a fish needs a bicycle v. bir şeye kesinlikle ihtiyacı olmamak
need (something) like a fish needs a bicycle v. bir şeyin kesinlikle hiçbir gereği olmamak
know (someone or something) like a book v. her karışını bilmek
know (someone or something) like a book v. ezbere bilmek
know (someone or something) like a book v. ciğerinin içini bilmek
know (someone or something) like a book v. (birisini ya da bir şeyi) avucunun içi gibi bilmek
drop something like a hot brick v. birdenbire ilişkiyi kesmek
drop something like a hot brick v. birdenbire bağları koparmak
drop something like a hot brick v. (artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
drop something like a hot brick v. başından atmak
drop something like a hot brick v. bir projeyi sonlandırmak
drop something like a hot brick v. aniden ilişkiyi sonlandırmak
drop something like a hot brick v. bir projeyi rafa kaldırmak
turn out like something v. böyle olmak
turn out like something v. (bir şey) gibi olmak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeyin) en ufak eksikliğini çekmemek
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) hiçbir şekilde ihtiyaç/istek/lüzum duymamak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) hiç ihtiyacı olmamak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şey) istediği/ihtiyaç duyduğu en son şey olmak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) hiçbir şekilde gereksinim duymamak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeyi) hiç ama hiç istememek
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeyi) zerre kadar istememek
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) kesinlikle lüzum/istek duymamak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) karşı hiç istek duymamak
squash (someone or something) (in) like sardines v. (birilerini/bir şeyleri) tıka basa doluşturmak
squash (someone or something) (in) like sardines v. (birilerini/bir şeyleri) tıka basa sığıştırmak
squash (someone or something) (in) like sardines v. (birilerini/bir şeyleri) balık istifi gibi sıkıştırmak
squash (someone or something) (in) like sardines v. (birilerini/bir şeyleri) tıkış tıkış doldurmak
squash (someone or something) (in) like sardines v. (birilerini/bir şeyleri) tıkıştırmak
squash (someone or something) (in) like sardines v. (birilerini/bir şeyleri) balık istifi yapmak
come across like (someone or something) v. (birisi ya da bir şey) gibi etki bırakmak
come across like someone or something (to someone) v. (birisinde) birisi ya da bir şey gibi etki bırakmak
come across like (someone or something) v. (birisi ya da bir şey) gibi görünmek
come across like someone or something (to someone) v. (birisine) birisi ya da bir şey gibi görünmek
come across like someone or something (to someone) v. (birisinde) birisi ya da bir şey gibi izlenim bırakmak
come across like (someone or something) v. (birisi ya da bir şey) gibi görülmek
come across like someone or something (to someone) v. (birisine) birisi ya da bir şey gibi görünmek
come across like (someone or something) v. (birisi ya da bir şey) olarak değerlendirilmek
come across like (someone or something) v. (birisi ya da bir şey) gibi izlenim bırakmak
come across like someone or something (to someone) v. (birisi tarafından) birisi ya da bir şey olarak değerlendirilmek
know (something) like the palm of (one's) hand v. (bir şeyi/yeri) çok iyi bilmek
know (something) like the palm of (one's) hand v. (bir şeyi) adı gibi bilmek
know (something) like the palm of (one's) hand v. (bir şeyi/yeri) avucunun içi gibi bilmek
(do something) like it's going out of style v. (bir şeyi) kıtlıktan çıkmış gibi yapmak
(do something) like it's going out of style v. (bir şeyi) yapmayı abartmak
(do something) like it's going out of style v. (bir şeyi) hızlı hızlı yapmak
(do something) like it's going out of style v. (bir şeyi) çok sık yapmak
do something like there's no tomorrow v. yarın yokmuş gibi bir şey yapmak
do something like there's no tomorrow v. yarın olmayacakmış gibi bir şey yapmak
do something like there's no tomorrow v. yarın yokmuşçasına bir şey yapmak
do something like there's no tomorrow v. fütursuzca bir şey yapmak
do something like there's no tomorrow v. yarını/geleceği düşünmeden bir şey yapmak
do something like there's no tomorrow v. geleceği düşünmeden bir şey yapmak
do something like there's no tomorrow v. yarın yokmuşçasına bir şey yapmak
do something like there's no tomorrow v. fütursuzca bir şey yapmak
do something like there's no tomorrow v. yarını düşünmeden bir şey yapmak
be drawn to (something) like a moth to a flame v. büyülenmiş gibi (bir şeyin) içine çekilmek
be drawn to (something) like a moth to a flame v. büyülenmiş gibi (bir şeyin) cazibesine kapılmak
drop (someone or something) like a hot potato v. (biriyle/bir şeyle) aniden ilişkiyi sonlandırmak
drop (someone or something) like a hot brick v. (biriyle/bir şeyle) aniden ilişkiyi sonlandırmak
drop (someone or something) like a hot brick v. (birini/bir şeyi) başından atmak
drop someone or something like a hot potato v. biriyle/bir şeyle birdenbire bağları koparmak
drop (someone or something) like a hot brick v. (biriyle/bir şeyle) birdenbire ilişkiyi kesmek
drop someone or something like a hot potato v. birinden/bir şeyden hemen vazgeçmek
drop (someone or something) like a hot brick v. (biriyle/bir şeyle) birdenbire bağları koparmak
drop someone or something like a hot potato v. birini/bir şeyi bırakıvermek
drop (someone or something) like a hot potato v. (birini/bir şeyi) başından atmak
drop (someone or something) like a hot brick v. (biriyle/bir şeyle) derhal ilişkiyi kesmek
drop (someone or something) like a hot potato v. (biriyle/bir şeyle) derhal ilişkiyi kesmek
drop someone or something like a hot potato v. biriyle/bir şeyle derhal ilişkiyi kesmek
drop (someone or something) like a hot potato v. (biriyle/bir şeyle) birdenbire bağları koparmak
drop (someone or something) like a hot potato v. (biriyle/bir şeyle) birdenbire ilişkiyi kesmek
feel like someone or something v. biri/bir şey hissi vermek
feel like doing something v. bir şey yapmak istemek
feel like someone or something v. biri/bir şey gibi hissettirmek
feel like something/like doing something v. bir şey/bir şey yapma hissinde/modunda/isteğinde olmak
feel like something/like doing something v. bir şey/bir şey yapmak istemek